İslamda Irkçılık Yasağı

Kur’an-ı Kerim farklı kan ve tende olmayı, farklı dillerde konuşmayı, Allah’a ait alametler, ayetler olarak sayar bu bağlamda bu farklılıklara bir kutsallık atfeder.

Irkçılık hastalığının çözümü olarak da Hz. Peygamber a.s. “İnsanlar tarağın dişleri gibi eşittirler.” diyerek, hukukta eşitliği esas almanın gerekliliğini ve “Hiç biriniz kendi nefsi için olmasını istediğiniz şeyi din kardeşi için de olsun istemedikçe iman etmiş olmaz” emri ile de empati yapmanın ve başka etnik kökenden olanları anlamanın kendimiz için istediğimiz tüm hakları onlar için de istemenin ve hiçbir üstünlük taslamadan “tek yumurta ikizi gibi kardeşçe” yaşamanın yolunu bizlere göstermiştir.

Bediüzzaman Said-i Nursi’nin yorumuna göre ise ırkçılık ve menfi milliyetçilik, birbirine dayanarak yardım eden gaflet, sapkınlık, gösteriş ve zulmetten oluşan itikadi fikri ve sosyal bir sapmadır. Buna karşın müspet milliyet ise kavme ilişkin İlahi ayetleri anlamak, tanışmak/yardımlaşmak ve bunu iki hayatın temel taşı İslamiyet ve insaniyet için kullanma gayreti olup iman nurundan yansıyıp dalgalanan bir ışıktır.

Bediüzzaman tüm kavimlerin aynı sofradan yemek yiyen eşit bireyler gibi, insaniyet sofrasına birlikte oturmaları gerektiğinin de altını çizmektedir.

(Arka Kapaktan)